Ağrı kesiciler böbrek ve karaciğere zarar veriyor

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünya nüfusunun yüzde 2’si kronik migren hastası.

Eklenme Tarihi : 23.10.2014Bu Haber 1117 kez Okundu

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünya nüfusunun yüzde 2’si kronik migren hastası ve bu rahatsızlık özellikle gelişmiş ülkelerde 'işe gidememe' nedenlerinin başında yer alıyor. Acıbadem Üniversitesi Öğretim Üyesi, Acıbadem Bursa Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Fatma Çiğdem Doğulu, ağrı kesicilerin migren tedavisinde kullanılmadığını belirterek, "Ağrı kesicilerin sık kullanımı mide, böbrek ve karaciğer üzerinde zararlı etkilere yol açabiliyor. Üstelik sık kullanımları ‘rebound’ baş ağrısı denilen başka baş ağrısı ataklarını da geliştirebiliyor." dedi. 

Doç. Dr. Fatma Çiğdem Doğulu, migreni, ‘tekrarlayıcı, saatler ya da günler süren, arada ağrısız dönemlerin de olduğu baş ağrısı’ şeklinde tanımladı. Hastalığın mükemmeliyetçi ve titiz kişilerde daha sık görüldüğünü belirten Doç. Dr. Doğulu, hastalığın ortaya çıkmasına yol açan etmenler hakkında şu bilgileri verdi: "Aşırı kafeinli içecekler, alkol, özellikle şarap, eskimiş peynirler, açlık, stres, zorlu egzersizler migreni tetikleyen etmenler arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra düzensiz uyku da bu hastalığa yol açabiliyor. Hormonal değişiklikler de migren atağını ortaya çıkaran nedenler arasında gösteriliyor. Kadınlarda adet öncesi ve sırasında migren atağı gözleniyor. Buna adet sırasında östrojen hormonunun ani düşüşü sebep oluyor. Hakkında çok fazla şey bilinmeyen, mekanizması tam olarak çözülemeyen bu hastalık kadınlarda üç kat daha fazla görülüyor. Menopoz ve hamilelik sırasında atak sıklığı azalabiliyor."

Migrenin kendine has belirtilerini, ‘tekrarlayıcı, zonklayıcı, yarım baş ağrısı, bulantı ve kusma ve aura’ olmak üzere beş başlık altında toplayan Dr. Doğulu, şunları dile getirdi: "Tekrarlayıcı migren baş ağrıları, arada ağrısız dönemler olsa bile belli bir periyotta ortaya çıkıyor. Sıklık ise hastaya göre değişiyor. Yılda üç kez ağrı çeken olduğu gibi, ayda dört kez atak geçiren hastalar da görülebiliyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ağrının tekrarlayıcı olması. Tanının konulmasında bu nokta etkili oluyor. Eğer ayda dörtten fazla ve en az üç ay devam eden ağrılar varsa, şikayetler kronik migren adını alıyor. Zonklayıcı migrene damarsal bir mekanizmanın yol açtığı düşünülüyor. Baş ağrısının zonklayıcı türde olması da bunu güçlendiriyor. Ağırlık ya da başı taşıyamama hissi veren ağrılardan farklı olarak, migrende hasta enseden başlayan zonklayıcı bir rahatsızlık yaşıyor.
Yarım baş ağrısı, genellikle yarım baş ağrısı olarak görülüyor. Migren başın sağ ya da sol tarafına vuran bir ağrı ile karakterize oluyor. Bulantı ve kusma baş ağrısının yanı sıra nedeni bilinmeyen bulantı ve kusma gibi belirtilere de rastlanıyor. Yine bu şikayetlere ek olarak, ışıktan ve sesten rahatsız olmak da sıklıkla karşılaşılan belirtiler arasında görülüyor. Bazı hastalarda kollarda ve bacaklarda uyuşma da görülebiliyor. Kişinin yaşamını güçleştiren migren atağının ardından yorgunluk ve bitkinlik hissi ortaya çıkıyor. Migren atağına eşlik eden ya da öncesinde görülen görsel belirtiler, aura olarak adlandırılıyor. Işık çakmaları, kör noktada büyüme, görme bozuklukları gibi belirtiler olabileceği gibi, nesneleri büyük ya da küçük görmek gibi durumlar da yaşanabiliyor. Genellikle migrenden önce ortaya çıkan bu durum, bazen bir saat sürebiliyor. Ardından da baş ağrısı geliyor. Daha çok görme ile ilgili sıkıntılar yaşandığı için migreni olduğunu bilmeyen birçok hasta, sorunun çözümü için göz hekimine gidiyor. Bu tür şikayetleri olan, göz hastalıkları uzmanına giden ancak gözlerinde herhangi bir sorun bulunamayan kişilerin mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurması gerekiyor."

Doğulu, tedavi için şu önerilerde bulundu: "Migren, kesin tedavisi olmayan ancak kontrol altına alınabilen bir hastalık. Bunun için sıklığı ayda dört ya da daha fazla olan ve atakları günlerce süren ağrılarda profilaksi yöntemi uygulanıyor. Hastalıkların oluşumunu ya da ilerlemesini önlemek amacıyla yapılan girişimlere verilen isim olan profilaksi, migrende en az altı ay, genellikle bir yıl düzenli ilaç kullanımı anlamına geliyor. Böylece ağrı sıklığını ve şiddetini azaltmak amaçlanıyor. Burada hastaya göre ilaç seçilmesi önem taşıyor."

Dr. Doğulu, ağrı kesicilerin migren baş ağrılarının tedavisinde kullanılmadığını belirtirken bunun nedenini şöyle açıkladı: "Ağrı kesicilerin sık kullanımı mide, böbrek ve karaciğer üzerinde zararlı etkilere yol açabiliyor. Üstelik sık kullanımları ‘rebound’ baş ağrısı denilen başka baş ağrısı ataklarını da geliştirebiliyor. Hasta her gün ağrı kesici almaya başlıyor. Bir ağrı hafiflerken diğeri tetikleniyor. Bu arada tedavi edilemeyen migrenin de şiddeti ve sıklığı artıyor."

CİHAN

0

Mutlu

0

Mutsuz

0

Şaşkın

0

Ağlayan

0

Kızgın

0

Bayıldım
YORUMLAR
Yorum Yaz Sesini Duyur
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Aşağıdaki Bilgilendirmeyi Anladım ve kabul ediyorum:
IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Web Sayfamız sorumlu tutulamaz.
Yorum Kaydediliyor...
BENZER HABERLER
ÖNE ÇIKAN HABERLER

© 2012-2019 - Giresun Aksu

Tasarım ve Kodlama