AZİM

Ayşe BAYRAMOĞLU
Yıllar önce bir trafik kazası geçirdim. Kolum, her iki bacağım, yüzümde kırıklar ve bedenimde sayısız kesikler vardı.
Eklenme Tarihi : 02.03.2018Bu Yazı 566 kez Okundu

Bir işi başarmanın, bir hedefe ulaşmanın en güzel şekli azimli olmaktır. Peki, bir insan nasıl azimli olur? Verdiği kararların peşinden gider. Bunu kendi yaşam deneyimimle anlatmak istiyorum.

Yıllar önce bir trafik kazası geçirdim. Kolum, her iki bacağım, yüzümde kırıklar ve bedenimde sayısız kesikler vardı. Oldukça travma kırıklarım vardı ki, kaldığım hastanede doktorların özel ilgisini aldığım gibi, kırıklarımın belgeseli çekiliyordu. Mevcut durumumda sağlığını kaybetmiş, hastanede yatmak zorunda olan bir Ayşe vardı. İlk deneyimim bana ne olduğunu anlamaya çalışmaktı (Var olan durumu algılıyor ve kabul ediyordum). Kaza geçirmiş olmama şaşkın olsam da, benzer durumlara ailem dolayısı ile aşinaydım. Annem yeterince çocuklarına bakmıştı. Bir karar verdim. Ben bu durumu anneme çok ta yansıtmadan iyileşeceğim. Gelin görün ki, her tarafım kırık olduğu için bana dört kişi ancak bakıyordu, hareket edebilmek için dört kişiye ihtiyaç duyduğum bir dönemdi.

Hiç o dönemde aklımdan şöyle bir şey geçmedi; aaa ne güzel, kırıklarım da var yatayım ben, bu durumdan oldukça memnunum. Bu durum sürsün geçmedi. Peki, neden böyle diyorum? Mevcut durumunuzdan memnun değilseniz, değiştirme yönünde adım atarsınız. Şu an yaşamınızda istedikleriniz, hedefleriniz hala gerçekleşmediyse siz yeterince azim göstermediğiniz içindir. Kaza geçirdiğimde, kendime söylediğim şu oldu: “Ayşe, iyileşeceksin, hızla iyileşeceksin, pes etmeyecek, sağlığına kavuşacaksın.” Bunları söylerken yaşamımın dokuz ayının hastanede geçeceğini, hastaneye gelip gideceğimi bilmiyordum, bana kalsa bir kırık bir buçuk ayda iyileşiyordu. Ben de iyileşirdim. Düşüncem buydu. İlk hayal kırıklığımı bir buçuk ay sonra ayağa kalkamadığımı gördüğümde yaşadım. Evet, o gün çok üzüldüm ancak sadece bir gün üzülmeye izin verdim. Oturup çevreme görüyor musunuz, ne kadar berbat bir durumdayım demedim, film izledim, kitap okudum, yatarken yapılabilecek bir şeyler yaptım ve yanıma kim gelirse gelsin, mevcut durumumla dalga geçerek konuştum. O an üzgün olsam bile bu üzgünlüğün beni ve yaşamımı sarmasına izin vermedim. Bu olayın eğlenceli taraflarına baktım. Bir nevi polyannacılıktı, işe yaradı (Dışarıdan gelen ahh yazık felç kalır, yürüyemez vs bu konuşmalara izin vermedim, duymadım, katılmadım, bu konuda bahsedenlerde yaşamımda kalmadı). Eğer siz gerçekten durumunuzun iyileşmesine karar verirseniz sizi destekleyen durumlar ve insanlar olur yaşamınızda… Benimde öyle oldu.

Kaza geçirdiğimde yüzüme dokunduğum ilk anı hatırlıyorum hala, öyle pütürtülüydü ki, “tamam Ayşe, sakin ol, hani korku filmleri izlerken kadının yüzünün yarısı gitmişti ya sanırım yüzünde öyle, bunu kabul et ve gülümse, ne kadar kötü olabilir ki?”, demiştim. Ailem ayna vermiyordu ama direk ayna vermiyoruz demiyorlardı, bende gerçekten unuttuklarını sanıyordum, bir gün yattığım serviste hastanın yakının elinde ayna görünce, annemden istemesini rica ettim. Annem korkuyla bana verdi. Ve ilk kez yüzüme baktım. Korktuğum, sandığım kadar kötü değildi yüzüm, bir gözüm şişlerden kapanmış ve yüzüm somun ekmeği gibi şişti, durum zannettiğim kadar kötü değildi, öyle şükretmiştim ki… (Bazen durumlar zihninizde yaşadığınız senaryolardan daha iyi olabilir, arada zihnimize gelenlerle birlikte yaşadığımızı fark edin)

Bu anılardan biri de, ayak parmaklarımı oynatamıyordum, doktor emg çekilecek dedi, felç kalacağım gibi bir korkum yoktu, emg’ ye giderken… İçeriye girdik, elektrik veriliyor ben çığlık çığlığayım ama ayak parmaklarım hareket etmiyor, bacağım hareket etmiyor, o an çöktüğümü kabul ettim. Ayşe, felç kalıyorsun, durumu kabul et diyordu içimdeki ses, ağlasam da durumu kabul ediyordum. Tansiyonum düşmüştü, sonra akşam birden ayağımda karıncalanmalar oldu, sonra hafif kımıldamalar, ah, evet hareket edebiliyordum (Mevcut durumunuzu kabul edin, ne kadar zorlayıcı da olsa, ilerlemeniz için ilk adımınız bu…)

Ben bu dönemde isyan etmedim, başıma gelen her şeyi doğal olarak kabul ettim, evet çok üzüldüğüm anlar oldu, ancak dediğim gibi ailemin daha fazla üzülmesini istemiyordum ve elimden geldiğince süreci atlatmaya çalışıyordum. Bu dönemde ailemin, sevdiklerimin, tanıdıklarım ya da tanımadıklarımın çok fazla sevgi desteğini gördüm ve bu desteği almaya izin verdim (Kendinize izin verin, yapabilirsiniz). Onlara ve bu süreci iyileşerek atlatmama yardımcı olan doktorlarıma, hemşirelere, hasta bakıcılara, herkese kocaman teşekkür ederim.

Başınıza ne gelirse gelsin, bunu atlatabileceğiniz konusunda lütfen azimli olun. Eğer siz kararlılık gösterirseniz, yaşamda size uyum gösterir ve sunar. Eğer siz almaya izin verirseniz, sizi destekler. Bu hafta size aslında önemsenmek hakkında yazacaktım, sonra bu konuyu anlatmam gerektiğine dair işaretler aldım. Bazen bu yüzden gecikebiliyor yazılarım son dakika yazacağım konuyu değiştirebiliyorum, affınıza sığınıyorum.

Kocaman sevgiler, kendinize izin verin ve lütfen azimli olun, her şeyi başarabilecek güç sizin içinizde… Benim bir yaşam koçu olarak yapabileceğim tek şey, iç sesinizi duymanızı sağlamak ve bunu sağlayabiliyorsam ne mutlu bana…

0

Mutlu

0

Mutsuz

0

Şaşkın

0

Ağlayan

0

Kızgın

0

Bayıldım
YORUMLAR
Yorum Yaz Sesini Duyur
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Aşağıdaki Bilgilendirmeyi Anladım ve kabul ediyorum:
IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Web Sayfamız sorumlu tutulamaz.
Yorum Kaydediliyor...
YAZARIN DİĞER YAZILARI

© 2012-2018 - Giresun Aksu

Tasarım ve Kodlama