DARBEKATÖRLERİN MARŞLARI

İsa ÇOLAKER
Doğu toplumlarının tarihi biraz da darbelerin tarihi olduğu için, darbecilerin garip davranışları olmuştur.
Eklenme Tarihi : 27.02.2018Bu Yazı 444 kez Okundu

Darbeler tarihimiz ironilerle doludu. Doğu toplumlarının tarihi biraz da darbelerin tarihi olduğu için, darbecilerin garip davranışları olmuştur. Kimin aklına gelir bir şiiri darbe metnine dönüştürmek? Şair şiirini darbeciler sevsin ve hit yapsın diye yazar mı? Kesinlikle! Ama oluyor, darbecilerin de meşhur ettiği ve marka haline gelen  şarkılar ve marşlarımız bile var!  Darbe yaparak ön alan militan darbeci bürokratlar, her dönemde kendilerine hizmet edecek bir şiir metni bulmuşlardır. Belki de tarihin cilvesi, şiirler,  darbelerin söylencelerine alet ediliyorlardır? Neyse, biz edebiyat metnin darbeciler tarafından pazarlanması ve katledilmesi tarafına bakalım. Ülkemizde darbeler iç ve dış destekle yapıldığı için, darbenin içerideki pazarlaması en az dış destek kadar önemliydi. Edebiyat metinlerini kullanmayı maharetle beceren darbeciler kendilerine has  şarkı ya da marşları seçerken neyi kıstas aldılar bilmiyorum ama, buldukları metinlerin yıllarca o darbenin marka metni olduğu aşikardır.

 Aslında sanatın ruhuyla darbe asla uyuşmaz ama, bazı sanatçı müsveddelerinin de darbelere ön ayak olduğu bizde de görülmüştür. Özgür düşünceye daha yatkın olan sanatçı  ve sanat metinleri belki de darbekatörlere kurban edilmiştir, ne diyelim? Mesela, altmış darbesinin öncü marşı Plevne -Osman Paşa- Marşı olmuştur. Rahmetli Menderes‘in adice katlinde araçsallaştırılan “kurban metin”, bu marştır. Hamaset dolu bir kahramanlık içeren metin, darbeciler tarafından kötü emellere alet edilmiş ve günlerce radyolarda dönmüştür:

 “ Tuna Nehri akmam diyor,

 Etrafımı yıkmam diyor,

 Şanı büyük Osman Paşa,

  Plevne'den çıkmam diyor.”

diye  devam eden harp marşı, tamamen ruhuna aykırı bir şekilde toplumsal ayrışma aracı olarak kullanılmış ve vatan haini derecesinde bir anlayışve savaş mantığıyla Menderes karşıtı bir jargona alet edilmiştir. Darbecilik böyle bir şey olsa gerek!

Darbekatörlerin savaş ve darbe aracı  yaptığı diğer bir metin de, İsrail ‘den  aşırma bir çalışma olan “ Bir Başkadır Benim Memleketim “ adlı şarkıdır. Ayten Alpman‘ın söylediği bu şarkı da on iki martın hit yaptığı bir metindir! Her darbeci nasılsa halktan daha fazla vatanı seviyor ya! Darbelerin lokomotif düşüncesi vatan sevgisi (!) ve onun habis kullanımı olmuştur. Yani ey halkım ben vatanı senden daha çok sevdiğim için darbe yaparım mantığı. Seçili metinlerden olan bu şarkıda tematik olarak memleket sevgisine vurgu yapar:

“Havasına suyuna taşına toprağına

Bin can feda bir tek dostuma

 Her köşesi i cennetim ezilir yanar içim

 Bir başkadır benim memleketim “

dörtlükleriyle devam eden Memleketim şarkısını okuyan Ayten Alpman da, sessiz kalarak şarkısının darbeciler tarafından kullanılmasına izin vermiştir. Belki de darbenin kendi ideolojisine hizmet ettiğini düşünüyordur! Oysa sanatçı, sanatını eli sopalı darbecilere karşı da koruyan adamdır . Ben bu metinlere “kurban metin “ derken bunu kastediyorum. Yazdıklarının veya okuduklarının  onurunu da korumak, sanatçının görevidir.

Yaşı ellinin üstünde olanların daha iyi kavrayacağı bir “kurban metin “ olayı da, Müşerref Akay ‘ın seslendirdiği  ve  on iki eylülün  hit parçası olan Türkiyem Cennetim şarkısıdır. Müşerref Hanımın biraz da gönüllü okuduğu ve darbe yapıcılarının çok sevdiği bu metin, on iki eylülü meşrulaştırma aracı olmuştur .

“Kahraman ırkıma sızmış ihanet

 Bütün yüreklerde acı ve nefret

 Düşmanlarım mert değil hepsi de namert

 Türk'e Türk'ten başka yoktur dost nimet.”

Dizeleriyle başlayan metin, muhtevasına bakarsanız tam bir ayrışma aracı ve ötekileştirme dilinin sahibidir. Ama olsun, tüm “hainleri “ temizleyen on iki eylül değil mi! Önemli olan memleketin bu şarkı eşliğinde yola getirilmesi ve ıslah edilmesidir…Yani aslan terbiye eden darbeci hikayesi …Demek  ki her darbe şarkıcısını ve marş mantığındaki metnini buluyor.Trt‘nin gece gündüz bu şarkıyı döndürdüğünü ve arka fonda asker resimleriyle süslediğini dün gibi hatırlıyorum. Rap diye rap meselesi .

Gelelim yazıyı yazmama neden olan darbe aracı marşlardan birine, onuncu yıl marşı. Onuncu yıl marşı, adı üstünde sıradan bir erken dönem marşıdır. Cumhuriyetin kalkınma ve ilerleme dönemlerinde belki de gerekli olan arkaik bir metin!  Yazarları da Behçet Kemal Çağlar  ve Faruk Nafiz Çamlıbel‘dir .  Didaktik olan bu metin, yirmi sekiz şubatçı darbekatörler tarafından günün pop marşı haline getirilmiştir. Çünkü her açık ya da gizli darbeye marş lazım ya! Aslında metnin içeriği de bugün itibarıyla aşılmıştır. Yani marşın vermek istediği uzak hedefleri ülkem yakalamış vaziyettedir. Ama gelin görün ki, darbeciler marşın hedeflerini yakalayanlara karşı, marşı utanmadan kullanmışlarıdır. Kilometrelerce yol, demiryolu, havayolu, çelik üretimi vs. yapanlara karşı,  demir ağlarla ördük muhabbeti!  İşte darbe ve jargonu böyle bir şey. Hapishanede İstiklal Marşını zorla ezberleten ezici darbe kültürü. Marşa bir bakalım:

”Örnektir uluslara açtığımız yeni iz;

 İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz.

 Uyduk görüşte bilgi, gidişte ülküye biz;

 Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz.”…

İmtiyazsız ve sınıfsız bir kitle yaratmış yirmi sekiz şubat öyle mi? Gülerler buna. Tam bir ayrışma aracı yapılan bir marş ve onun ayrıştırıcı dili. Niye böyle diyorum? İstiklal  şairi Mehmet Akif Ersoy‘un milli marşını gerici bulan darbecilerin,- şark kurnazlığıyla yaparak - onuncu yıl marşını ulusal marş yapma rezaleti ve isteğidir karşı çıktığım. Neymiş onuncu yıl marşında ayağa kalkılırmış! Niçin, milli marş mı, değil? Amaç ne, çaktırmadan İstiklal Marşını bir köşeye koymak ve rahatsız oldukları Akif  şiirinden kurtulmak. Ülkemin ayağa kalkılacak tek dili Türkçe, tek marşı İstiklal Marşı ve tek vatanı Türkiye‘dir. Onuncu yıl marşı “kurban metin “ olurken bir garabete de dikkatinizi çekerim. Onuncu Yıl marşı yazarı Faruk Nafiz Çamlıbel; onuncu yıl marşı kullanıcısı  yirmi mayısçı darbeciler tarafından , vatan haini (!) diye  cezaevine gönderilmiş bir eski Demokrat Parti vekilidir! Yani şairini ve yazarını, bir başka darbede hapse gönder, sonra da; onun yazdıklarını, o cenaha ve sevenlerine karşı kurşun gibi kullan, yemezler! Türkiye sevdalıları, plastik hafıza ve darbekatör sevici değildir.

Sonuç yerine:

Gizli ya da açık  darbeciler ve onların hizmetkarları, güzelim edebiyat metinlerini kirli emelleri için kullanmamalı. Bu marş ve şarkıları her dinlediğimde maalesef bunları hatırlıyorum.

               

0

Mutlu

0

Mutsuz

0

Şaşkın

0

Ağlayan

0

Kızgın

0

Bayıldım
YORUMLAR
Yorum Yaz Sesini Duyur
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Aşağıdaki Bilgilendirmeyi Anladım ve kabul ediyorum:
IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Web Sayfamız sorumlu tutulamaz.
Yorum Kaydediliyor...
YAZARIN DİĞER YAZILARI

© 2012-2018 - Giresun Aksu

Tasarım ve Kodlama