DÜNYA SAVAŞI SONA ERDİ Mİ?

Hasan Yücel SARIKAYA
Konuya devam edeceğiz.
Eklenme Tarihi : 17.11.2018Bu Yazı 429 kez Okundu

11 Kasım 2018 1. Dünya savaşının bitişinin 100. yılı Fransa’da törenlerle kutlandı. Yaklaşık 70 devletin liderleri kutlamaya katıldı. Liderler topluca savaşta hayatını kaybeden Fransız Askerleri için yapılan meçhul asker anıtına yürürken kilise çanlarının sürekli çaldığı haber kanallarında özellikle vurgulandı. Ayrıca Fransız Devlet Başkanının konuşmasında dünya liderlerine “Barış için mücadele” çağrısında bulunduğu da ajanslar tarafından dünyaya duyuruldu.

28 Temmuz 1914 yılında başlayan 1. Dünya Savaşı, dört yıl içinde milyonlarca insanın ölmesine sebep oldu. Savaşın sebebi olarak tarih; bir Sırp’ın, Avusturya – Macaristan prensini öldürmesi diye yazar. Tarihi genellikle batılı kaynaklardan öğrendiğimizden, batılıların da en doğru bilgileri verdiğine inandırıldığımızdan, bu hikayeye inanmışızdır.

1. Dünya Savaşına başka açılardan da bakmak gerektiğini düşünürüm. Dünyadaki savaşların çok nedenleri olsa da esas sebep dindir. Bir tür hak ile batılın mücadelesidir. Peygamberimizin İslam’ı tebliğ etmesi ve yayılması için yaptığı mücadele  ile, hak ve batıl çatışması yeni bir şekil kazandı. Çeşitli topluluklar İslam’ın yayılmasını sağlarken aynı zamanda onun koruyuculuğunu yapan silahlı güçte oldular. Binli yıllardan itibaren İslam’ın en büyük silahlı kuvveti Türkler oldu. Batı yüzlerce yıl İslam’a saldırırken karşısında hep Türkleri buldu. Tarihlere çok takılıp kalmamak gerek, Batılı düşünce insanları; 1600 yıldan itibaren Türkleri yıkmadan İslam’ı yıkamayacaklarına karar verdiler. Bu yüzyıldan sonra batıda düşünür patlaması olmuş, ortaya çıkan fikirlerin sonucunda 19, 20 ve 21. yüzyılların tarihi yazılmaya başlamıştır. Bu dönemde algı oluşturma politikası geliştirerek öyle bir kelime ile Türkleri tarif ettiler ki, zincirin kopma noktasını oluşturdular. Bu kelime “Osmanlı” kelimesiydi. “Ottoman “ kelimesinden dönüştürüldü. İsim olarak; divan, sedir, puf anlamına gelen bu kelime, bilinen anlamda bir topluluğu ifade ediyor. Türk’ü, Rum’u, Arap’ı, Ermeni’yi, Sırp’ı kısaca belli bir sınırlar içinde yaşayan insanlar kast edilir oldu. Resme geniş açıdan baktığımızda bu yıllardan itibaren İslam Toprakları kaybedilmeye başlandı. Batı, Osmanlı devleti sınırları içindeki tüm işbirlikçilerini  destekleyip, devleti paylaşırken Türkleri küçük bir alanda yaşamaya zorlamaktaydılar. 1830 lu yıllardan itibaren, devletin ekonomik, siyasi özellikle de dini yapısına müdahalelerle devleti zayıflattılar. Devleti yönetenler çıkış yolları aradıkça, olayı çözemediklerinden olsa gerek daha çok çıkmaza düştüler. Hatta, devletin içine düştüğü durumdan kurtulmak için batıya gönderdiği öğrencilerin ki çoğumuz bu isimleri hatırlarız, mühendis, tabip olacaklarına, şair, sözüm ona özgürlük kahramanı olup, devleti kurtarmaya çalışmışlardır. 1. Dünya Savaşının sonucu, devleti nasıl kurtardıklarını görüyoruz.

Diğer bir kelime ise; “Anadolu” kelimesidir. Köken olarak “Anatolian” dan gelen bu kelime, uydurma olduğunu düşündüğüm çeşitli algı yöntemleri ile insanımıza benimsetilmiştir. Yok efendim burada “ana” doluymuş, yok eski Türkçe’de kız ismiymiş de ondan dolayı “Anadolu” olarak adlandırılıyor. Üç kıtaya hakim olan devlet, bugünkü sınırlara sıkıştırılmıştır. Kaybedilen yerlerde de dolu ana vardı.

1. Dünya Savaşı ile İslam’ın silahlı gücü olan Türklerin kolu kanadı kırıldı. Savaşın kaynağı Avrupa olarak görülse de, parçalanan, üzerinde operasyon yapılan topraklar Müslüman toprakları oldu. Güya Almanya yenildiği için Osmanlılar da yenilmiş kabul edilmişler. Yenildiği söylenen Almanlar birkaç yılda toparlanıp 2. Dünya savaşı olarak bildiğimiz savaşın alt yapısını oluşturdular. Yenilmiş, anlaşmalarla eli kolu bağlanmış bir ülke nasıl oluyor da yaklaşık 20 yıl sonra yeni bir savaşa karar verebiliyorlar. 1. Dünya Savaşı sonunda kurulan devletlere bakıldığında halleri ve durumlarını görmeyenimizin gözleri kör olmalıdır. Savaş sonunda bu ülkelere akıl almaz kısıtlamalar uygulayan galip devletler, Almanya’ya niçin göz yumdular?

Birinci dünya savaşında toprakları dizayn edenler, projelerinin bir bölümünü gerçekleştirdiler. Ancak dünyanın yapısal dönüşümü de gerçekleştirilmeliydi. Batılı dizayncılar 1911 yılında Çin’de Qing Hanedanı(Mançu Hanedanı'nı ) yıkılmasını sağladılar. 1911 yılında orduya katılan Mao birkaç yıl içinde Çin Halk Cumhuriyetinin başına geçti. Başarıları öyle anlatıldı ki dünyanın çoğu ülkesinde idol oldu. Ancak gözden kaçan  bir şey vardı; Hong Kong adında bir alan İngilizlerin küçük bir şehri olarak tarihe geçti. Küçücük Hong Kong’un yıllardır Uzakdoğu’yu nasıl yönettiği hiç sorgulanmadı! Tesadüfe inananlar bir şey diyemeyeceğim ancak aynı yılarda Lenin adında bir zat, en son Rus Çarının görevini elinden alıyordu. Bir kısım dünya insanı da Lenin’i kendine idol yaptı. Akdeniz’e kıyısı olan yerleri idare etmek için Kıbrıs’ta, kendi küçük etkisi büyük, üs kuran İngiltere, Akdeniz’e ve  Arap yarımadasına yeni bir isim koyarak, Türklerden tamamen kopardığı aşikardır. Ege denizi diye yeni bir deniz, Ortadoğu diye yeni bir coğrafi alan oluşturarak bölgeyi dizayn ettikleri aşikardır.

Birinci dünya savaşı ile genellikle coğrafi değişimi yapanlar, İkinci Dünya savaşı ile   Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, İMF ve daha bir çok kurum kurularak, yapısal dönüşümün bir kısmı daha gerçekleştirildi. Bu kurumların tamamı insanlığa hizmet ediyor gibi görünmelerine rağmen, gerçekte neye hizmet ettikleri bilinmeyen değildir.
Her iki dünya savaşı sonunda Müslümanlar dağılmış, ülkelerinden sürülmüş, kalanlar ise, Necip FAZIL’IN ifadesiyle;  kendi ülkelerinde parya halinde yaşamaktadırlar.
Bu konuya devam edeceğiz.

0

Mutlu

0

Mutsuz

0

Şaşkın

0

Ağlayan

0

Kızgın

0

Bayıldım
YORUMLAR
Yorum Yaz Sesini Duyur
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Aşağıdaki Bilgilendirmeyi Anladım ve kabul ediyorum:
IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Web Sayfamız sorumlu tutulamaz.
Yorum Kaydediliyor...
YAZARIN DİĞER YAZILARI

© 2012-2018 - Giresun Aksu

Tasarım ve Kodlama