HAC YOLU 23

Mustafa KIRAN
Ekmeğini yedim,çayını içtim.
Eklenme Tarihi : 12.09.2018Bu Yazı 672 kez Okundu

Kabe'de kim bilir kaçıncı yüzlerce tavaftan birini yaparken,bizim kafileden;ancak bizim arabadan olmayan Eynesil Ören Beldesin'de terzilik yapan Bahri Durukan'ı gördüm. Iyi arkadaştır. Efendiye bağlı, sadık bir ihvanıdır.Ören'de öğretmenlik yaptığım yıllarda çok ekmeğini yedim,çayını içtim.

-Mustafa Bey.Bu akşam kasaphaneye geç.Bu gece hep birlikte Hira dağına çıkıp sohbet edeceğiz.Yanlız gel dedi.

-Tamam.Gelirim dedim.

Nakşi Tarikatını Hacı Mustafa Eren'ın temsil ettiği kolu, sık sık sohbet toplantısı yapar.Sohbet dedikleri yemek sonrası halka halinde oturup,birinin dağıttığı çayları içmekten ibarettir.Çaylar en küçük bardaklarla verilir.Çaylar kıtlatma şekerle içilir.Çaylar içilirken kimseden çıt çıkmaz.Başlar öne eğilir ve öylece kalınır. Çoşanlar ve içlerinde arzu duyanlar beyit okur .Diğerleri sukut içinde dinler.Burada beyit eşliğinde içilen 3-5 bardak çayın dadına doyum olmaz.Caylara kekik otu ve az miktarda nane tozu katılır. Bu kadar lezzetli çayı denk getirmek maharet ister.Çaylar tüp veya çoğunlukla semaverlerde demlenir.Bardağı boşalanın çayı anında servisi yapan kişi tarafından doldurulur.

Nakşilerin bu kolu sesli,bağırarak, horon teperek zikir yapmaz.Günün belli vakilerinde belli sayıda ders adını verdikleri zikirlerini yaparlar.Bu zikir gizlidir.Ve Allah'ın ismi direk olarak kalbe söyletilir.Yani dil konuşmaz,kalp konuşur.

Araziye sohbet için çıkmak "sahraya"çıkmak olarak nitelenir.Bana da "bu gece sahraya çıkacağız "denildi.

Akşam namazını kılıp Hira dağına yollandık. Malzemeleri diğer arkadaşlar taşıdı.Iki saatten fazla kararmış taşlar üzerinden yürüyerek tırmandık. Dağa tırmandıkça ısı düştü. Serinlik başladı. Kimi 3000 metre,kimi 3500 metreye kadar yükseldik dedi.

Herkes ne yapacağını bildiğinden,işini yapmaya koyuldu.Bende tepemizde lambalar gibi duran yıldızların altında taşların arasında büyümüş çalılıkları ve otları incelemeye başladım.Gerçi bitki koparmak haram bile olsa; parmak kalınlığındaki dalı zor bela kırdım.Bedeli bir riyaldi. "Yarın öderim "dedim.Dağın çalıları demir kadar sert bitkilerdi .Dalı getirdim,arkadaşlardan birine gösterdim.Bana:

-Mivsak ağacını kırmışsın dedi.

Sohbet yani gece sahramız sabaha kadar sürdü. Islamın peygamberi 1400 yıl önce ne yaptı ise;aynısını yapmaya çalıştık.

Sabahın ışıkları çıkınca aynı yoldan geri döndük.

Bu arada bizim et kesin yerinin canlı hayvan barınağına tırlar dolusu koyun nakliyatı başladı.Zaten Kurban Bayramı da yaklaşıyordu.

24 saatimizin tamamı Kabe'de tavaf yapmakla geçiyordu.Dısarı ile pek ilgilenmiyoruz.Zamanımızı en guzel şekilde değerlendiriyoruz.

Yetkiliye koyunların hangi ülkeden geldiğini soruyorum.Bana "Avustralya"dan deniliyor.Gemilerle Cidde'ye geliyormuş.Oradan da tırlarla bizim tesislere taşınıyormuş.

-Barınağa kaç koyun gelecek dedim.

-800 bin koyun alınmış diyorlar dedi.

Bende,100 mark kadar tutan bir koyun kurban parasını Diyanet Vakfi adına yatırmış, makbuzumu almıştım.Gelecek sekizyüzbin kurbanlık koyundan biri de benim oluyordu.

Gitgide tünellerin içi,boş alanlar her ülkeden gelen milyonlarca hacı adayları ile dolmaya basladı.Biz Kabe Müzdelife arasını gece Kabe'de kalmamışsak, namaz yakınsa dolmuş taksi ile,vakte varsa yaya gidip geliyoruz.

Bir geçe Kabe'nin her yeri uyuyan ve ibadet yapanlarla tamamen dolmuştu.Vakit gece yarısını geçiyordu.Beş arkadaş kesimhaneye kadar yürümeye karar verdik.Bu defa tüneli geçmeyecektik.Kabenin batısından bir yere doğru giden duble bir yoldan yürüyecektik .Osmanlının Kabe'yi korumak için yaptırdığı Mekke Kalesinin surlarını geçtik.Arapça yazılardan nereye gittiğimizi anlayamadık.Biraz yürüdük karşımıza büyük bir otogar çıktı. Içinde onbinlerce otobüs vardı. Bizim otobüsler de buraya gelmişler.Arabalara baktık.Türkiye dahil her ülkeden otobüs var.Otagardaki otobüsler son model,lüks arabalar.

Biraz daha yürüdük sol tarafımızda ucu bucağı görünmeyen mermer kaplı uzun bir duvar,yani surlar çıktı. Kaplamalar ve lüks malzemeden surların arkasında kralın sarayının olduğunu anladık.Saray Müzdelife'ye yakın bir tepede idi.Derken bir saat daha yürüdük.

Bir levhada İngilizce "Jaddah"yazdığını gördük.Yolu kaybetmiştik.Kesimevine değil, Ciddeye doğru yürüyorduk . Musait yerde durduk.Yoldan geçecek dolmuşları gözlemeye başladık.Yanımızda bir Toyota pikap durdu.Tarzanca kesimhaneye gittiğimizi,ancak yanlış yola girdiģimizi anlattık.50 Riyal verirsek bizi oraya götürebileceğini söyledi.

Bu geceyi kişi başı 10 ar Riyal zararla kapadık. (Devam edecek)

0

Mutlu

0

Mutsuz

0

Şaşkın

0

Ağlayan

0

Kızgın

0

Bayıldım
YORUMLAR
Yorum Yaz Sesini Duyur
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Aşağıdaki Bilgilendirmeyi Anladım ve kabul ediyorum:
IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Web Sayfamız sorumlu tutulamaz.
Yorum Kaydediliyor...
YAZARIN DİĞER YAZILARI

© 2012-2018 - Giresun Aksu

Tasarım ve Kodlama