KUDÜS NEYİMİZ OLUR?

İsa ÇOLAKER
Kudüs sadece bir şehir değildir. İbrahimî dinlerin mekanı olan Kudüs, İslam’ın da savunma hattıdır. Orayı kimse savunmasa, biz savunmaya devam etmeliyiz. Haçlı seferlerinden beri saldırıya uğrayan Kudüs, İslam’ın hafızasıdır...
Eklenme Tarihi : 14.12.2017Bu Yazı 495 kez Okundu

    Kudüs sadece bir şehir değildir. İbrahimî dinlerin mekanı olan Kudüs, İslam’ın da savunma hattıdır. Orayı kimse savunmasa, biz savunmaya devam etmeliyiz. Haçlı seferlerinden beri saldırıya uğrayan Kudüs, İslam’ın hafızasıdır. Hafızasını koruyamayan, neyini muhafaza edecek? İslam’ın ilk kıblesi olan şehre Yahudi saldırısı devam ediyor. İsrail’e Kudüs’ü başkent yapmak, gerçekten de cehenneme kapı aralamaktır. Pagan dinlerin emrine verilecek bir Kudüs, sadece İsrail’in devlet olma fantezisini tatmin edecektir. Müslüman Türkiye ve onun politikacıları, ABD eşliğindeki bu saldırıya karşı durmak zorundadır.

                Kudüs fatihi Selahhattin-i Eyyubi, Kudüsü bize emanet ettikten sonra, yüzyıllar boyu ecdadımız orayı korumayı namus bildi. Bugün de Kudüs saldırı altında. ABD Kudüs’ün başkent olmasını kabul ederek, yangına körükle gitmiş oldu. Bunu fırsat bilen Siyonizm ve avaneleri de, fırsat bu fırsat Filistin’in meşru tepkisine sert müdahalelerle karşılık veriyor. Sisi, Selman, Kral Abdullah gibi Arap liderler de üç maymuna yatmış vaziyetteler. Yazıklar olsun onlara. Kudüs İslamındır şiarıyla ayağa kalkan Türkiyeli Müslümanlarsa, tek yürek muhalefete devam ediyorlar. Dün, İsrail’le savaşmak caiz değil diyen ahmak Suudi Amerikalı hocalar ya da imamlar ümmet tarafından cezalandırılmalıdır. Arkalarında namaz kılmak dahi evla değildir!

                Kudüste Müslüman,Yahudi,Hıristiyan milletlerin manevi ve maddî değerleri vardır. Bunları da korumak inananların görevidir. Kudüs’ten bize ne demek ahmaklıktır. “Mescidin memlekettir. Seni sevemek namustur.” Diyen Cahit Zarifoğlu haksız mıdır. Değidir. Kudüs düştüğü zaman, sıranın Anadolu’ya geleceğini bilenlerdeniz. Köpekler kemiği kimin atığına bakar diyen Abdulhamit Han, dün zalimleri işaret etmişti. Bugün de ABD kemiği ortaya atarak, Siyonistlere yol vermiştir. Kudüs gibi tarihi bir başkenti, sadece bir dine ve ulusa tahsis etmek ne derece doğrudur? Doğru olmadığı gibi, tehlikelidir de. Küresel intifadayı başlatan Filistin kardeşlerimize selam olsun. Direnişe ruhuyla selam gönderen Türk halkına da helal olsun diyorum.

                Kudüs’ün İsrail’in başkenti ilan edilmesi din savaşlarını tetikleyecektir. Bu böyle biline. Kudüs İstanbul’dur diyen Nuri Pakdil üstadımız, Kudüs’ün sadece bir şehir değil, İslam’ın kalesi olduğu gerçeğine vurgu yapmaktadır.“Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde/Götür Müslümana selâm diyordu/Dayanamıyorum bu ayrılığa/Kucaklasın beni İslam diyordu.” Diyen Mehmet Akif İnan da, Kudüsün bizim dünyamızdaki gerçek yerine işaret etmektedir. İslam’ın manasını bulduğu şehir olan Kudüs’e nasıl sahip çıkmayız? Her sokağında bir nebi, bir alim ve ulemanın gezdiği şehri nasıl savunmayız? Dün Çanakkale savaşında İzzettin el Kassam vardı, bugün İslam dünyasında Müslüman Türkler ve yiğit savunmaları vardır.

                Miracın kapısı orda, imanın yapısı orda, Osmanlının tapusu orda diyen Bestami Yazgan gerçeğe tekabül eden dizeler yazarken, biz nasıl Kudüs’e kayıtsız kalırız. Seküler kesimlerin kıbleye ihtiyacı yok mu? Bazı kesimlerin Kudüs sessizliğini anlamakta zorlanıyorum. Koca bir şehir Yahudinin insafsız infazına terk edilebilir mi? Kudüs düşerse, Ankara düşmez mi? Dün Deniz Gezmiş ve arkadaşları, siyonizme karşı bağımsız Filistin için mücadele etmedi mi? Bugün ne değişti? Şartlar daha kötü. Filistinlilerin tehciri konuşulurken, niye Kudüs’ü konuşmaktan ve eylemlilikten kaçıyoruz? Mesele, sadece bir kesimin sorunu değildir ki.  Elele, hep birlikte kahrosun İsrail ve ABD  diyemeyecek miyiz? Coninin delisi kuyuya bir taş atıyor, herkes boşboş bakıyor olmasın! Amerika, Amerika puşt Amerika diyen Âşık Mahsuni Şerif haksız mıdır? Vicdan, merhamet bunu gerektirmez mi? Ey Kudüs, bence şiir senin yüzündür diyen İsa Çolaker, aslında Kudüs’ün kimlikli yüzüne gönderme yapar. Üstüne onlarca şiir yazılan kıble şehrimiz, bunu hak eden dini ve manevi bir yapıya da sahiptir.

                “Bir çocuk ağlarsa dağ başında /Gözyaşında Amerika akar. /Vurdularsa birini, kanı şorladıysa/Bilin ki o kurşunlarda Amerika var.” Diyerek yıllar önce ABD vahşeti ve vandallığını işaret eden Cahit Kulebi, keşke haklı çıkmasaydı. Kudüs’ün kanlı talihsizliğinin fitilini ateşleyen yine Tramp ve evancelist dostları olmuştur. Kıyameti başlatmak için, Müslüman kanına ihtiyaç duyan bir ABD var. Allah, alemi İslamın yardımcısı olsun. Sözde İslam ordusu kuran Suudi Amerika ve çakma prensleri saraylarında memnun mudur? Nerde çakma ordunuz? Yoksa orduyu Müslümanları terbiye etmek için mi kurmuştunuz? Belki de.  Hepimiz Selahattin olacağız. Kızıl Elma Kudüs’ü görene kadar savaşacağız. Ne diyor Kulebi: “Kişi kişiye köle tutulduysa, asıldıysa /Darağaçlarında Amerika var. /Ama biz yine de direneceğiz /Sonuncumuza kadar.” En son on beş temmuzda direnen bu millet, yine direnmeye devam edecektir, sonuncu direnişçinin şehadetine kadar. Mesele budur.

                Kudüs için direnmenin yanında, bazı eylemleri yapmanın da zamanı geldi. Kabe özgürlüğüne kavuşana kadar, en azından umreyi askıya alsak. Dün İsrail’le savaşmak caiz değil diyen çakma Suudi Amerikalı imamlara inat, parabistana seyahat etmesek. Bunun yerine Kudüs için savaşa hazırız diyen Malezya’ya seyahat etsek. Filistin devletine daha çok ekonomik yardım yapsak. Kudüs’e manevi destek için, sosyal medya tagları açsak. Daha çok Kudüs yazsak, daha çok Kudüs konuşsak. Allahın evi olan Kudüsü böylece savunmuş oluruz diye düşünüyorum. Avuçlarımıza taş doldurup Kudüs düşmanlarına savuracağımız günlerdeyiz. Haydi direnişe demek için, ozan Nizar Kabbani’in eleştirel dizelerine kulak verelim: “Arabî çağı çaldılar bizden/nebî’nin evinden fâtımatu’z-zehrâ’yı çaldılar/ey salâhaddîn, kur’an’ın ilk nüshasını sattılar.

                Yüreğinizin Kudüs attığını bilerek, İslam için mücadele etmeye devam diyorum. Yardımın sahibi olan Allahımdan istirhamımda şudur:”Ne derviş-ü ne zahidden iste ne mir-ü şahtan iste/ Yürü yokdan seni var eyleyen Allah’tan iste.” Diyen Azmî gibi. Yarimiz Allah olsun. “Yürü kardeşim ayaklarına Kudüs gücü gelsin” diyen Nuri Pakdil haklı değil mi?

0

Mutlu

0

Mutsuz

0

Şaşkın

0

Ağlayan

0

Kızgın

0

Bayıldım
YORUMLAR
Yorum Yaz Sesini Duyur
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Aşağıdaki Bilgilendirmeyi Anladım ve kabul ediyorum:
IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Web Sayfamız sorumlu tutulamaz.
Yorum Kaydediliyor...
YAZARIN DİĞER YAZILARI

© 2012-2018 - Giresun Aksu

Tasarım ve Kodlama