Liyakatsiz ve Kifayetsiz Kişiler

Ahmed ÇITLAKOĞLU
Haliyle hasbîlerle hesabîlerin ayırt edilemez olduğu…
Eklenme Tarihi : 01.12.2018Bu Yazı 467 kez Okundu

Hesabilerin hasbî maskeleriyle dolaştığı, haliyle hasbîlerle hesabîlerin ayırt edilemez olduğu…
Bazı horozların güneşin kendileri yüzünden doğduğunu zannettiği…
Okuma ve anlama özürlü, ehliyetsiz, liyakatsiz ve de kifayetsiz kişilerin makam ve mevkileri işgal ettiği…
Aynı masada aynı tabakta sarma yiyen iki amanın karşısındakine neden sarmaları çift çift yiyorsun misalinde vurgulandığı gibi; kişilerin kendinden başkasını kendi gibi gördüğü bir devirde; konuşmak da zor, yazmakta.

***
Bazı dostlar dediler ki: “Ağabi iyi yazıyorsun, güzel yazıyorsun da kaleminin ucu biraz fazla sivri. Özellikle ayni siyasî görüşü paylaştığın kişiler, doğruyu da, gerçeği de yazsanız, onların kamera kayıtlarında görülen resimlerini aynen paylaşmış olsanız da sizin yazılarınızdan rahatsızlar. Belki saygılarından dolayı size bir şey söyleyemiyorlar. Hiç değilse sular duruluncaya, bulutlar dağılıncaya kadar, her doğru her yerde ve her zaman söylenmez prensibinden hareketle (yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermeme adına) biraz siyasî yazı yazmasanız, yorum yapmasanız olmaz mı?”

***
Madem öyle. Hem ben de biraz istirahat ederim, dedim ve birkaç gün hiç yazı yazmadım. Sosyal medya sayfalarını dahi açmadım ve kimler ne yazmış diye de bakmadım.

Lakin bu, sükûtum fazla sürmedi. Bu defa içimden bir ses: “Sen ne yapıyorsun?.. Hani sen hakkı söylemiyor muydun, doğruları yazmıyor muydun? Birileri rahatsız olacak, ya da rahatsız oluyor diye hakkı söylemekten geri mi duracaksın? Zaten onlar senin gibilerin susmasını istemiyorlar mı? Sen susarsan onların ekmeğine yağ sürmüş olmaz mısın?”

***
Bugüne kadar parayla ve talimatla yazı yazmadım, para için yazı yazmadım… “Acaba birilerini rahatsız olur mu” endişesiyle yazdığım bir yazıyı yayınlamaktan vazgeçmedim.

40 yılı aşkın siyasî hayatımda elhamdülillah siyasetten nemalanmadım.
İnandığım davanın neferi oldum. Kimsenin adamı olmadım.

Mukaddes değerleri ve mefhumları süfli emellerine alet etmek isteyen makam ve mevki düşkünü hesabilerin daima karşısında oldum.

***
Duydum ki birileri bu arada yüzüme söylemekten kaçınmış gıybetimi yapmış… Benim gibi bir acizden korkmuş ama Allah’tan korkmamış!..

Pek de önemsemedim… Herkes fıtratının gereğini yapacaktır, dedim.

Bugüne kadar edindiğim tecrübem: Dinlenmediğin yerde konuşma, saygı duyulmadığın yerde oturma, bir iki defa tıklattığın kapı açılmıyorsa o kapının önünde durma!

***
Hz. Ali ne güzel söylemiş: “Sana rağbet ve muhabbeti olan kişiye rağbet etmemen, nasibinde noksana düşmendir. Senden hoşlanmayana rağbet etmense alçalmandır.” Sanki tam da bugünün insanlarını tarif etmiş.

Bu vesileyle Şems-i Tebrizi’nin bir vecizesini de bazılarının kulağına küpe kabilinden hatırlatalım:
“Anladım ki insanlar: Susanı korkak, görmezden geleni aptal, affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar. Oysa ki; biz istediğimiz kadar hayatımızdalar. Göz yumduğumuz kadar dürüstler ve sustuğumuz kadar insanlar..!”

Vesselam…

0

Mutlu

0

Mutsuz

0

Şaşkın

0

Ağlayan

0

Kızgın

0

Bayıldım
YORUMLAR
Yorum Yaz Sesini Duyur
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Aşağıdaki Bilgilendirmeyi Anladım ve kabul ediyorum:
IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Web Sayfamız sorumlu tutulamaz.
Yorum Kaydediliyor...
YAZARIN DİĞER YAZILARI

© 2012-2018 - Giresun Aksu

Tasarım ve Kodlama